Genel

Türk Dünyasının Dinmeyen, Dindirilmeyen Yarası : Doğu Türkistan Çadırı

Temmuz 16, 2016 yorum yok »

İnsanlık tarihinde derinden etkiler yapabilmiş uluslardan belki de en büyüğü olarak anlamlandırabileceğimiz Türk milletinin, bugünkü nüfusunun yarısına yakını, değişik coğrafyalarda esir ve (veya) yarı esir durumunda yaşamaktadır. Bilimden kültüre, sanattan edebiyata, felsefeden kavrayışlara kadar her alanda insanlığa üstün katkılarda bulunmuş Türk ulusu, bugün ne yazık ki türlü planlarla ezilmektedir. Kültür emperyalizminin pompaladığı dayatmalardan başını kaldıramayan yüce milletimiz , bazı coğrafyalarda açıkça katliam edilmektedir. Türk nesline ve kültürüne düşmanlıkla saldıran Çin, katliamlarını dünyanın gözü önünde uygulamaktadır. Çin işgali altında tutulan ezeli Türk yurdu Doğu Türkistan`dan, 5 Temmuz 2009 itibariyle yükselen çığlıklar , vahşetin bireysellikten çıkıp devletleşmesinin vahşilikte sınır tanımaz örneği olmuştur. Sayıları onbin ile ölçülebilen Çinli unsurların , Uygur Türklerine saldırarak canlarını gasp etmesi , insanlık merhamet ve aklından ne derece yoksun olduklarını bir kez daha göstermiştir. Şerefli Türk tarihine kazınan bu milli yas günü , Gulca’ların, Hoten’lerin devamı niteliğindedir.
Uygurlara karşı amansız ve sistemli yok etme politikaları işleten Çin, Mao`nun başlattığı kültür devrimi seferberliğiyle de ilk önce Uygur Türklerini hedef almıştır. Çin`de hangi rejim başa gelirse gelsin, Uygurlara bakış olumlu ve insancıl bir yöntem izlememiştir. Tarihsel çekişmelerin körüklediği Çin`in Uygur düşmanlığı, Türk tarihini bütünüyle etkilemeye yönelik sahte tarih tezleriyle de ön almak istemektedir. Doğu Türkistan topraklarının verimliliği, üzerindeki milletin çalışkanlığı , Çin`i hep bu bölgeye yöneltmiştir. Melezleştirilmek istenen Uygurlar , zorla Çinlilerle evlendirilmekte, böylelikle Çinlileştirilmektedir. Tıp dünyasını alt üst edecek deney ve uygulamalarla Türkler kısırlaştırılmakta , anne ve çocuk sağlığı hiçe sayılarak yedi aylık hamile kadınlara kürtaj yapılmaktadır. Böylelikle katledilen ana ve yavruların hesabı bilinmemektedir. Uygurların yaşadıkları bölgelerde nükleer denemeler yapılmakta, bölge halkı kobay olarak kullanılmaktadır.
Çin`de potansiyel düşman görünen Uygur kimlik ve varlığı, 11 eylül saldırılarından sonra, daha da yeni kılıflara büründürülmüştür. O zamana kadar milli bölücüler olarak tutuklanan Uygurlar, artık din ile terörü bir tutan sapık zihniyetlerin atma tutma tahtası olmuştur. Türk milletinin dini hassasiyet ve bağlılıkları dostça da düşmanca da bilinir. Türklerin, yüce İslam dinine besledikleri derin saygı, Uygurların aleyhlerine işleyen bir başka seçenek olmuştur. İslam dinine duyulan nefretle de iç politikasını şekillendiren Çin`in 5 Temmuz katliamının, içinde bulunduğumuz kutsal üç aylarda başlatılması da gerçekten dikkatle ele alınmalıdır. Oruç tutanların tutuklandığı, camilerin kapısında polislerin tutulduğu, okullarda sürekli aşağılanan Uygur çocuklarına Ramazan ayında leziz yemeklerin sunularak oruç tutmalarının engellendiği, aileleri hakkında çocukların saflığından yararlanarak bilgi toplandığı Çin`de, Uygurlar katlediliyor, insanlık katlediliyor !
Uygurların acısını sarmak için onlarla mutlaka ortak bir paydanız vardır: Türklük, İslamlık, İnsanlık … Eğer zulme karşı durmak için ille de payda arıyorsanız…
İSTİKLAL GAZETESİ FİNLANDİYA TEMSİLCİLİĞİ

yorum yap