|
||
Gördüğün gün ağırması değil! Sen her sabah gözlerini güven içinde açabilesin diye kanıyla gökkubbeye bayrak yapanların şerefidir. Sabah rüzgarı sandığın esinti, “beni unutma” diyen şehidinin son nefesidir. Gökten iniyor diye, ıslanmamak uğruna tentelerin altına sığındığın damlacıklar, şehidin anasına, anasının şehidine akıttığı gözyaşıdır. Bir karakol baskınında, bir hain mayının patlamasında gitti Mehmetçiğin gözleri, kolları, bacakları... Sağlam gittiği yolculuğundan Gazi döndü... Adı “Gazi” olan Mehmetciğe “sakat” demeyi reva görenler oldu. O mayını yerleştiren eller, o karakolu basıp Mehmetçiğine kurşun sıkan eller... Bayrağına uzanan, bayrağını yakan eller kırıldı mı? Ben son gördüğümde bir otobüsün üstünde el sallıyorlardı... Beşikteki bebekten, “vatana ihanet etmem” diye direnen dededen akan kanın hesabı soruldu mu? Değilmiş zamanı diyorsan eğer... Eğer sanıyorsan; barış dediğin bir güvercin kanadı ve onu uçurunca tüm yaraların kapanacak? O zaman neden biçtin, şehit analarına mahrumiyeti, gencecik fidanlara toprağa mahkumiyeti... Herşeyi unuttun diyelim... Diyelim ki, sildin her acını, kahrını... Vatanı kutsal bilmekten, bayrağına aşkla bağlı olmaktan geçti yüreğin...Öyle bile olsa; Şehidinin toprağa düşerken bıraktığı emaneti, şehit çocuklarını düşün... Düşün ki, bir daha “baba” diyemeyecek... Kimin için? O babasını toprağa verirken... Vatanı “babası” bildi... Babasının şerefle hizmet ettiği bayrağı emanet aldı... Vatan Baba, sende vazifeni yap! Şehidinin emanetine sahip çık! Ona ya babasıyla duyduğu gururunu geri ver ya da babasını geri ver! * Hatice Topcu |
||