Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173
Erciyes Türk Dünyası Kurultayı (Arşiv Ana sayfa) => Türkiye Gündemi

Konu: Ben 12 Eylül’ün nesini seveceğim...

Sayfa: [ 1 ]

ATO 12.09.2009 06:45:03
Seven sevsin arkadaş sevene de karışmam,
Alkışlayan alkışlar övene de karışmam,
Önce sevip sonra diz dövene de karışmam
Ben ‘Oniki Eylül’ün nesini seveceğim
Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim.
Ozan Arif


İdealist Türk Gençleri ile anarşist sokak çetelerini aynı kefeye koyan zihniyet, “En güçlü silah fikir, en güçlü fikir Türk Milliyetçiliği” çağrılarına kulaklarını tıkadı. “Eller silah değil, kalem tutmalı” çığlıklarını duymadı, çünkü o zaman ‘şartlar yeterince olgunlaşamayacak’ ve Türkiye bir gecede, yıllar sürecek karanlığa, fikirsizliğe, cehalete, boşvermişliğe, bencilliğe mahkum edilemeyecekti.
Türkiye’nin bugünü olacak ve yarınını şekillendirecek, doktor, öğretmen, mühendis, avukat, vali adaylarının katli duracak, ‘büyük tezgah’a taş konacak, perde erken kapanacak böylece, birileri çıkıp, “kardeş kavgasını önlemek için yönetime el koyduk” diyemeyecekti. Gençler üniversite amfilerinde konuşabilmeye başladıklarında, cop ve silahların gölgesi boş kalacak, ‘karıştır-barıştır’ operasyonları ile sahte uzlaşmalar fotoğraflanamayacaktı.

12 Eylül 1980’den önce binlerce gencini şehit veren ülkücüler, bu tarihten sonra da  “bir ölür, bin diriliriz” parolasıyla yollarına devam ettiler. Savcı Nurettin Soyer’in akıl almaz iddianamesi inançlarını kırmaya yetmedi.
Mamak Askeri Cezaevi’nin C-5’leri, çarmıhlar, zincirler, sopalar, çelik dolaplar, elektrik şokları ile desteklenen engizisyon işkenceleri de bu kırılmayı sağlayamadı. Ve... Mustafa Pehlivanoğlu, Cengiz Baktemur, Ahmet Kerse, Ali Bülent Orkan, Halil Esendağ, Fikri Arıkan, İsmet Şahin ve Cevdet Karakaş...Onların ve Anadolu’nun dört bir köşesinden kalkan binlerce şehidin cenazesine, ‘yıkılmışlığın mahsunluğu değil, dirilişin kararlılığı’ damgasını vurdu.

12 Eylül 1980 tarihinden sonra her günlerini bedel ödeyerek yaşadılar, toprağa canlarından can düşürenler için her dakikası binlerce yıla bedel 28 yıl geride kaldı. Sloganları karşılığını buldu; ‘komünizm akıttığı kanda boğuldu’. Sovyetler Birliği’nin küllerinden doğan bağımsız Türk Devletleri ‘Turan’ ülküsünün ‘ulaşılabilir’ olduğunu gösterdi.
O gün Türkiye’yi ‘yerli olmayan ideolojiler’le yönetme iddiasındaki ‘eski tüfekler’ için bugün değişen bir şey yok. Kurtuluşu sınır ötesine tam bağlılıkta görmeye devam ediyorlar. İkametgahı SSCB ve Çin’den ABD ve AB’ye aldılar o kadar!  Medyadaki ‘köşe’ kapmaca oyununda ele veriyorlar niyetlerini. Eşitlikten, adaletten uzak, devletle kavgalı sapkın bir elitleşme çabası var hepsinde...Bugünden bakınca daha net gözüküyor: Hiçbiri aslında solcu olmamış.
12 Eylül’ü gerçekleştirenler ise resmi çizilebilecek kadar yüzeyde, derinliksiz, bohem hayatlarını yaşıyorlar. Güney sahillerinde, nü manzaraya karşı, bir kadeh rakı, biraz da deniz kokusunun duyurabildiği kadar farkındalar milletin gerçeklerinin.
Darbe sonrası yıllarını, Özal’ın ekonomiye yaptığı balans ayarına uyma çabasıyla geçiren memleketim insanı, kaybettiklerini şimdi şimdi anlıyor. Sahte özgürlükler, dünya vatandaşlığı, televizyonda sunulan renkli dünyaların albenisine kapılarak, tüm bu nimetlerden pay almaya kurulu olarak yetiştirdikleri çocuklarının ‘gemisini kurtaran kaptan’ anlayışı, her tür milli-manevi değerlerden uzaklığı gelip kendilerini vurduğunda, 12 Eylül’ün asıl faturasını ödemeye başladılar.
Düşünemeyen, dolayısıyla üretemeyen bir nesil. İstedikleri gibi yönlendirebilecekleri, daha net bir ifade ile güdebilecekleri bir güruh; insan sürüsü.

İşte 12 Eylül’ün gerçek yüzü!
Başlamak bitirmenin yarısıdır; yarından itibaren vicdan ayarı kaçmamış bir kantarda tartacağız

Kara Eylül’ü...Şafakta idam sehpasına çıkanların anısına ihanet etmeden...

12 eylül öncesi ve sonrası  aramızdan ayrılan ÜLKÜDAŞLARIMA  bir fatihadan SİZDEN OLSUN ...




Sayfa: [ 1 ]