|
||
| İstanbul’u sel aldı! Yeni değil bu zaman zaman çeşitli aralıklarla yaşanmakta. İstanbul’u bilmeyenler görmeyenlerde bu sel baskınları haberleri ile artık İstanbul’un; Ayamama Deresini, İkitelli, Güneşli, Küçükçekmece, Gaziosmanpaşa, Esenler, Bağcılar, gibi semtlerini televizyonlardan ve gazetelerden tanımaktalar. Birde haberlerden çeşitli büyük harflerin bir araya getirilmesi ile sükseli lafları duymaktalar. Vay be! Demekteler, büyüklerin çalışmalarına bakarak. Kolay mı? Onca büyük harfi onca büyük ve küçük harfin içerisinden seçip anlamsız anlamsız kelimeler üretmek. Sonrada o harflere zorlama anlamlar yüklemek. Unutmadan bir de keriz masası oluşturulmakta her felaketten sonra; kerizlerin nasıl sel sularına kapıldığı? Dere kenarına ev yapanlarının sonunun konuşulduğu. Kazanın ve Kazazedelerin geyiğinin yapıldığı… Bunlar bildiğimiz yuvarlak sunta lamdan yapılmış masalar. Masa deyince aklınız karışmasın. Böyle olmasaydı, hiç felaketler tekrarlanır mıydı, her yağmur yağdığında? Bir de büyüklerin anlattıkları masallara, eski İstanbul hikâyelerine halkımız kulak tıkamasaydı bu felaketler olur muydu? Olmazdı elbet. Büyükleri dinlemezsen olacağı budur. Dere kenarına ev mi yapılırmış? Yukarıdaki muhabbet bizim yetkili ve etkililerin her felaket sonrası yaptığı muhabbetlerden bir kesittir. Sahi bizim idarecilerinki surat değil de Japon köselesi mübarek. Hiç kızarmıyor. Bu olaylar karşısında. Yoksa büyük devlet adamlığının gereği hislerin dışa vurulmaması mı? Biz mi yanlış düşünüyoruz? Japon köselesi dedim de; bu durum Japonya’da olsa başbakan, kafasına, belediye başkanı kalbine sıkardı. Bizdekilerde kafa mı yok? Kalp mi yok? Yoksa sıkacakları aletler Ergenekon operasyonu sırasında toplandı mı? Garip- gureba, fakir- fukaranın gecekondusunu bağırta bağırta yıkanlar; bu dere yataklarına neden giremezler? Kurbağadan mı korkarlar. Yoksa ettikleri hayrın ürküttükleri kurbağayı değmeyeceğini mi düşünürler? Birde Allahtan gelen bu basit sel olayını idarecilere yıkıp, yöneticileri kabiliyetsizlikle suçlayıp bu Afrika’da, Asya’da sıkça yaşanan sıradan olayı asrın felaketi haline getirenler; milletin başına gelebilecek en büyük felaket olarak bu yöneticileri gören cahillerde olur mu dersiniz? Diğer taraftan her olayı ilahi bir sebep sonuç ilişkisi ile açıklayanlardan; Şu mübarek ramazanda binlerce şehidin manevi hatırasını hiçe sayarak açılım yapanlara bir ihtar olarak (7,4’ü bundan öncekilere ihtar olarak görenler) o gece şehit olan sekiz Mehmetçiğin bir ihtarı ve Oruç Babanın bir gazabı olarak açıklayanlarda olacak mıdır? Bilinmez. Ancak bilinen bir şey varsa verilen şehitlerin hesabı son otuz yıl iktidar olanlardan, İstanbul’daki felaketin hesabı da son otuz yıl başkanlık yapanlardan sorulmalıdır. Milletimize düşen sorumlular hakkında savcılıklara dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan davalar açmaktır. Sorumlular her kimse adalet önünde hesap vermelidir. Ali İhsan Öztürk |
||