|
||
Bülent Ecevit, muhalefette olduğu dönemdIrak’ın kuzeyinde bağımsızlığını ilan etmeye hazırlanan Yahudi-Kürt Devleti, Amerika ve İsrail’in koruyucu kanatları altında kuruldu, Türkiye’nin koruyucu kanatları arasında gelişip bugüne geldi. İhanet süreci, Kenan Evren ile başladı. Kürtçe’yi resmen yasaklayıp, bölge halkını devletten soğutan Evren, ayrımcılığı körükleyen icraatları ile bölücü örgütün dalbudak salmasını sağladı. Körfez savaşı döneminde Irak’ın geleceğinin ‘Bağdat merkezli’ olmayacağına inanan Turgut Özal, stratejisini kuzeyde isyan eden peşmerge liderlerini Türkiye’nin yanına çekerek bir ‘Türk-Kürt Federasyonu’ kurma temeli üzerine oturttu. Özal, bu çerçevede Amerika’nın 36’ncı paralelin kuzeyinde Irak ordusuna karşı bir ‘koruyucu kalkan’ oluşturan Çekiç Güç’ün bölgede konuşlanmasına yeşil ışık yaktı. Daha sonra gelen iktidarlar, aynı zamanda ‘bölücü örgüte yardım ettiğini’ bile bile Çekiç Güç’e onay vererek, ihanete ortak oldular. Çekiç Güç’e hep karşı çıkmış, görev süresini uzatan dönemin hükümetlerini,“Ülkenin başına çorap örüyorsunuz” diye sık sık uyarmıştı.Ama Ecevit, bebek katili Apo’nun Türkiye’ye teslim edilmesinin ardından,“Kuzey Irak’ta çağdaş bir devlet kuruluyor” diyerek, Yahudi-Kürt Devleti’ni kabullenivermişti.Aynı Ecevit, iktidardan uzaklaştıktan sonra 23 Aralık 2004’de şu açıklamayı yapacaktı:- “Kürtler, Kuzey Irak’ta herkesi kapsayacak güçlü bir parti oluşturma çabası içerisindeler. Ona paralel bir Kürt partisinin Türkiye’de gerçekleşmesini düşünüyorlar. Bunu başardıktan sonra diyecekler ki, biz niye iki ayrı toprak olalım. Türkiye, güvenlik amacıyla, Kuzey Irak’a mutlaka girmelidir. Yoksa Kuzey Irak Türkiye’ye girecektir.” Ecevit’in bu sözleri, iktidarda başka, muhalefette başka davranan yöneticilerin, Türkiye’yi nasıl bir felakete sürüklediklerinin açık bir delilidir.Süreç, AKP iktidarı ile aynen devam ediyor.Irak’ın kuzeyine ‘kendi ülkesinden’ daha ucuz elektrik veren AKP, örtülü savaş ortamına rağmen Habur sınır kapısını kapatmayarak, yılda ‘13.5 milyar dolara’ yaklaşan akaryakıt kaçakçılığının önüne geçmeyerek, Mesut Barzani ve çetesine milyarlarca dolarlık gelir akıtılmasına göz yumuyor. Mersin Serbest Ticaret Bölgesi’nde Barzani tarafından kurulan şirketlerin, bazı AKP il/ilçe başkanları ile birlikte hareket ettiği, iş yaptığı iddialarını hasır altı etmeye çalışıyor. Kukla devlete ait ‘parlamento binasından’ tutun da, ‘havaalanları’, ‘hastaneler’, ‘okullar’ ve ‘altyapı’ inşaatları AKP ile direkt ya da dolaylı yollardan bağlantılı müteahhitler tarafından yapılıyor.AKP ile işbirliği içindeki bazı hainler, Barzani’yi kamuoyuna sempatik gösterebilmek için “Nakşibendi tarikatına mensuptur. Türkiye ile ilişkilere çok önem veriyor. Babası da Türkiye’yi sevip sayardı.” diye propaganda yapıyorlar.Genelkurmay Başkanlığı yapan emekli bir paşa, ülkeyi yönetenlerin ortak olduğu ihanette gelinen noktayı aynen şu cümle ile özetleyecekti:“1991 yılında Irak’ta 36’ncı paraleli çizip, destek vererek bugünü yarattığımız bir gerçektir. ” Yahudi Kürt Devleti’nin Türkiye’ye bağlanmak istediği yönündeki iddialar, Türk milletini uyutmaya yönelik kocaman bir yalandan ibarettir.Körfez savaşından bu yana Türkiye’yi idare edenler, “Irak’ın toprak bütünlüğü bizim için esastır” diye diye Irak’ın bölünmesine fiilen katıldılar. Şimdi de “Türkiye’nin üniter yapısı bozulmamak kaydıyla” diye diye Türkiye’nin üniter yapısını değiştirmeye çalışıyorlar.19’uncu yüzyıldan beri Türk milletinin başına bela olan, bugün tam kadro AKP’ye destek veren ülke içerisindeki gizli ‘Sabetaycı/Mason’ yapılanma dağıtılmadığı sürece, Güneydoğu Türkiye’den koparılıncaya kadar ihanet devam edecektir. israfil K.KUMBASAR (YENİÇAĞ) |
||
|
||
| İsrafil K.KUMBASAR'ın Kenan Evren ile olan görüşüne katılmıyorum.Karma bir dil ve konuşma dili olan kürtçe yasaklanmamıştır.Eğer yasaklansaydı, şu anda bu dili konuşan insan olmazdı.Sadece milli ve üniter devletin kuralları uygulanmıştır.Şimdi Abdullah Gül bu kuralı yok ederek ülkeyi parçalanma sürecine itiyor.Türkiye'nin en büyük sorunu sözde kürt sorunu diye konuşuyor.Abdullah Gül,Bitlis ziyareti sırasında Güroymak İlçesi için ‘Norşin’ ismini kullanıyor. Özcan ÇİRİŞ/GÜROYMAK (Bitlis), (DHA) 10 Ağustos 2009 CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül'ün Bitlis ziyareti sırasında Güroymak İlçesi için kullandığı ‘Norşin’ ismi ilçede heyecanla karşılandı. Belediye Başkanı DTP'li Mehmet Emin Özkan, Kürt açılımının tartışıldığı bugünlerde Cumhurbaşkanı'nın bu açıklamalarından son derece memnun olduklarını, 1960'lı yıllarda köy ve mezra isimlerinin değiştirilmesine ilişkin kanun ile birlikte ‘Norşin' olan yerleşim yerinin isminin ‘Güroymak' olarak değiştirildiğini söyledi. |
||