Erciyes Türk Dünyası Kurultayı (Arşiv Ana sayfa) => Burdur

Konu: Tekir yaylasında Zafer Kurultayı

Sayfa: [ 1 ]

fikretim07 09.07.2008 03:13:37
Tekir yaylasında Zafer Kurultayı

 
    Dağlar ve dağların eteğindeki Yaylalar Türklerin hayat kaynağıdır, Türkler Tarih sahnesinde varolduğu günden beri dağlardan ve yaylalardan kopmamış, kopamamışlardır. Her türlü tehlikelerden, dertten beladan dağlara sığınarak , sırtını dağlara dayayıp mücadele ederek kurtulmuş huzura ermiştir. Tıpkı en son Türk kurtuluş savaşında Anadolu’nun küçüklü büyüklü dağlarında üçer beşer kişilik direnişçilerle, birer-birer kurtuluş ateşini yakıp sonra bu yanan bu ateşleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde birleştirip düşmanın üstüne yürüyerek onları denize döktüğü gibi.
   
    Dünyanın her bölgesindeki dağlarda Türkün gerçek tarihi saklıdır, Uzak doğuda, Çin’de, Tibet’te  Orta Asya’da,  Moğolistan’da, Sibirya, dağlarında, Tanrı dağlarında binlerce taşın üstünde Türklerin tarihi yazılıdır, Anadolu dersen her dağ bir efsanedir, Allah-u Ekber dağlarında, 90 bin şehidimiz vardır, Ağrı Dağı, Tendürek'te Gabar dağlarında bu milletin evlatlarının ayak izleri vardır, Toroslar batıdan doğuya Efeleri, Zeybekleri, Seymenleri ile, yiğitler yatağıdır, ozanlar yurdudur. Alp dağları Anadolu’dan Avrupa’ya akan Türklerin çilelerini dertlerini iyi bilir.
 
     Birde Erciyes dağımız  var Anadolu’nun hatta Uzak doğudan, Orta Asya’ya, Avrupa’dan Avustralya'ya Yer küreyi gözümüzün önüne getirdiğimizde Türk Dünyasının tam orta noktası, her yöne geçiş noktası sayılabilecek bir konumda. Türkler ne zamanki tehlikelerden, belalardan biraz olsun kurtulup rahata kavuşmaya başlasalar, dağlardan yaylalara doğru inerler, gün doğusundan, gün batısına bütün boylar oymak-oymak gün ortasında buluşurlar Otağlarını açıp Kurultaylarını kurarak, aksakallıları, uluları, geçmişi değerlendirip Gelecek için planlar yaparlar. Atları, öküzleri, inekleri, koyunları, keçileri, yaylalarda beslenir, derelerinde sulanır, sürülerine yeni yavrular katarlar. Yiğitler kılıçlarına, silahlarına bakım yapıp her ihtimale karşı hazır bulundururlar, Delikanlılar,  yaylalarda güreş tutup, cirit atıp daima zinde kalırlar, bu arada düşmana karşı  yeni savaş oyunları  öğrenerek kendilerini geliştirirler. Kadınlar, güzel elbiselerini giyerler süslenirler yaylalarda her günü bir bayram havasıyla yaşarlar, Genç kızlarla delikanlılar yaylalarda birbirlerini görüp, yaylaların yeşilliği ile muratlarına ererler. Kısacası doğanın ve tabiatın kış aylarından sonra gelen baharla birlikte yeniden canlanıp hayat bulması gibi, Türklerde baharın gelişi ile yaylalarda canlanıp hayat bulurlar, toprağın karların erimesi ile yeniden güneşle buluşması gibi , Türklerde uzaklardaki yakınları ile yaylalarda buluşup hasret ve özlem giderirler,  yere düşen tohumun toprağa tutunup yeşermesi gibi Türk’ün gelecek  yıllara, yüzyıllara ait umutları da yaylalarda olgunlaşıp, yamacına tutunduğu dağların zirvelerine  doğru yükselmeye başlar.

     Erciyes dağının eteklerinde 18 yıl önce Türk’ün son Başbuğu, Başbuğ Alparslan Türkeş’in önderliğinde yakılan Kurtuluş ve zafer ateşi Bölge- bölge, İl-il, İlçe-ilçe, Kasaba- kasaba, Köy-köy bütün Türkiye’ye yayılmıştır. Her yıl baharın gelmesi ile birlikte dağlarımızın eteklerindeki yaylalarda bu ateşler yakılarak Türk Milleti yeniden kendi özüne,   değerlerine ve benliğine sahip çıkmaya başlamıştır, doğduğu topraklardan ayrı kalanlar  uzak-yakın dünyanın dört bir tarafından yurtlarına dönerek obalarını oluşturmaya, oymaklar bir bileri ile yeniden kaynaşmaya başlamışlardır. 

   Türk Milletinin kaderini belirlemede kendilerini yetkili ve etkili sananlarca, nedeni anlaşılamaz bir şekilde açıklama yapılarak, 18 yıldır düzenli olarak Türk’ün şanlı zaferleri ile dolu Ağustos ayının ilk haftasında Erciyes dağının eteklerinde, Tekir yaylasında yakılan Kurtuluş ve Zafer ateşinin bu yıldan itibaren artık yakılmayacağı söylenmiştir.
Bu açıklama Türkiye’de dünyanın her yerindeki Türk milliyetçileri üzerinde bir şok etkisi yaratmıştır. Aynı Kurtuluş savaşımızda olduğu gibi her dağ başında birer kurtuluş ateşi yakılmış, bu ateşlerin birleştirilerek Büyük taarruza geçilmesi ve zafere ulaşması beklenirken maalesef bu sefer, Taarruza yönetmesi beklenen komutan ilerlemekten vazgeçip ani bir kararla teslim bayrağını çekmiştir.
 Bundan sonraki adım ne olacaktır, şu anda meçhul, öyle zannediyorum ki, Türkiye’nin diğer yaylalarındaki ateşlerde bu yıl olmasa bile önümüzdeki yıllarda giderek kötüleşen hayat şartları, hızla  yaklaşmakta olan ekonomik krizler ve son yıllarda başlayan Kene saldırısı bahane edilerek yavaş-yavaş söndürülecektir. Yıllardır Bir türlü  başı esen bulamayan, huzura eremeyen Türk milleti  yeniden şehirlerde beton yığınları arasına hapsedilecek , hayat mücadelesi ile baş başa bırakılarak, sağını solunu göremez, eşini-dostunu, akrabasını hatırlayamaz hale getirilecektir. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözünde olduğu gibi, Türk milletinin birbiri ile bağları koparılarak yönetilmesi kolay daha sürüler haline dönüştürülecektir.

   Peki Türk Milliyetçilerinin kaderi, sadece bu kendini yetkili ve etkili sananların tekelinde midir.? Her söylenene uyup, boyunları bükük vaziyette bir kenara çekilerek yokluşlarına seyirci mi kalacaklardır, elbette ki hayır. Türkler her zora düştüklerinde, en son Kurtuluş savaşında olduğu  gibi kurtuluş ve zafere giden yolda kendi içlerinden yine kendilerine önderlik yapacak bir Bozkurt, yanan ateşleri birleştirerek, karşı konulamaz bir güç haline getirecek bir lider mutlaka çıkaracaklardır.
   
   Bu ülkenin Vatanını, Milletini,  Dinini, Devletini, Bayrağını seven nice Bilim adamları, İş adamları, Siyaset adamları,  Kültür ve Sanat alanında yetişmiş değerleri, Ozanları, her  meslek dalında başarıya ulaşmış kahramanları, daha nice Aksakallıları vardır, söndürülmek istenen Kurtuluş ateşini daha da harlandırarak yakacaklarından ve zafere giden yolu  aydınlatacaklarından eminiz.
   Haydi artık bir araya gelinsin, el-ele gönül-gönüle verilerek her yıl olduğu gibi yine Ağustos ayının ilk Cuma namazından sonra Türk Dünyasının buluşma noktasına, Erciyes dağının eteklerindeki Tekir yaylasına, gün doğusundan, gün batısından, Asya’dan, Avrupa’dan, Avustralya’dan Afrika’dan, Yedi İklim, Dört Derya ötelerden hareket edilsin. Çadırlarımız kurulsun, Otağımız açılıp, Tuğlarımız dikilsin, Şanlı Türk Bayrağı ve Üç Hilalimiz Erciyes dağının puslu zirvesindeki bulutları delerek Gökyüzüne yükselsin, Mehter başı, ‘’Fetih Marşı, haydi Ya Allah’’ deyip, Zafer Kurultayımız başlasın.
 
Saygı Sevgi ve Selamlar

O' Bir Kozağaçlı

BAŞKAN 09.07.2008 14:21:44
Herkes kendi  e-posta (mail) gurubuna, internetteki üye olduğu sitelere ve cep telefonlarına "www.erciyeszaferkurultayi.org" adresini mesaj olarak gönderirse kısa sürede tüm ülküdaşlarımız konudan haberdar olur.


Sayfa: [ 1 ]