Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173
Erciyes Türk Dünyası Kurultayı (Arşiv Ana sayfa) => HAN OTAĞI

Konu: ...ALPARSLAN TÜRKEŞ'İN ÇİZGİSİNDE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ...

Sayfa: [ 1 ]

ulkucu_kizz 15.07.2008 02:59:29
 
12 Eylül 1980 sonrasında MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası icat edildi... Türk Milliyetçilerine gerçek anlamıyla zulüm yapıldı. Allah bu millete bir daha 12 Eylül öncesini göstermesin duasına hep katıldım. Bir ekleme yapıyorum, 12 Eylül sonrasını da...



Dava çok uzun sürdü. Alparslan Türkeş'i, MHP'yi, ülkücü kuruluşları, eğitimcileri suçlandıracak belgeler arandı. Bulunamadı, çünkü yoktu... Aklandık... Aklandık ama çok uzun süre derin dinlenmede tutulduk.

Benim tutukluluğum 33 ay sürdü. Savcıların iddianamesi peşin hükümlerle hazırlanmıştı. 12 Eylül öncesinde sol görüşlülere yönelik olarak yapılan bütün eylemler, ülkücü gençlik kuruluşlarına bağlanıyordu. Ülkücü kuruluşların tamamını eğitimciler yönlendiriyordu. Eğitimcilerin başkanı Namık Kemal Zeybek'ti... O da Alparslan Türkeş'ten emir alıyordu...

Suç örgütü

Suç örgütü diyerek oluşturulan bir hayal örgütün başkanı Alparslan Türkeş, ikinci adamı da Namık Kemal Zeybek oluyordu. Suç, silahlı örgüt kurarak yönetimi ele geçirmek idi... İstenen ceza ise idam... Bu arada tutukevlerinde, filmlerde seyrettiğimiz esir kamplarını, 5 yıldızlı otel gibi göreceğimiz uygulamalar yapılıyordu... İnsan onuruna aykırı uygulamalar...

1988'e geldiğimizde mahkemede aklanmış ama Yargıtay'da dosyamız daha görüşmeye başlanmamıştı. Arkadaşlarımızın bir kısmı halen hapishanelerdeydi ve en ağır şartların yaşandığı Mamak Tutukevi hâlâ kullanılıyordu. Ülkücülerin ön safında bulunanlar ağır bir biçimde ezilmişti. Günlük geçimi sağlamak bile bir düğümdü.

12 Eylül 1980'den başlayarak yürütülen bir kara ve gri propagandayla Türk Milliyetçileri'ne atılan iftiralar, izler bırakmıştı. İşte böyle bir ortam içinde birçok Türk Milliyetçisi, Türk Milliyetçiliği'nin tek başına bir siyasi parti kurmasını doğru bulmuyordu. Bunun yerine milliyetçilerin gelebilecekleri her yere gelmeleri ama kimliklerini ve birbirlerine sevgi ve saygılarını unutmamalarını doğru buluyorduk. Zamanla elbette toparlanacak ve geçmişten de dersler çıkararak, yeniden siyaset alanında Türk Milliyetçileri, bayrağı dalgalandıracaklardı.

Davet alınca...

1987 seçimlerinde bu anlayış içindeydim. ANAP'tan milletvekilliği ve bakanlık çağrısı aldığımda çok düşündüm... Büyüklerime danıştım ve aday oldum. ANAP bir koalisyondu. 5 partinin koalisyonu. Muhafazakârlar eski MSP'lilerdi. Liberaller eski AP'liler ve CHP'liler içinden gelmişlerdi. Solcuların içinde eski sol eylemciler bile vardı. Hareketçiler ise MHP'li olmayan milliyetçilerdi. Bir de biz vardık. MHP'liler.

ANAP'ı ele geçirmek istedik. Olmadı. Ama ANAP'ın imkanlarını kullanarak Türk Milliyetçiliği'ne hizmet ettik. Meclis'te beni MHP kadrolaşması yapmakla suçladılar. Kültür Bakanlığı dönemimizde ANAP'a rağmen Türk Dünyası ile ilişkileri başlattık. Türk kültürünü dünyaya yayacak etkinlikler yapıldı. Sonra koalisyon bozuldu. Parti, liberallerin eline geçti ve ben ayrıldım. Ondan sonrasındaki siyasi tutumumuz rahmetli Başbuğ ile ilişkili olarak gelişti.

Gerçekler bunlar...

Şimdiii...

Şimdi Türk Milliyetçiliği'nin siyasi mücadelesinin tam zamanıdır. Şartlar hem zorunlu kılmıştır, hem imkân sağlamıştır. Ama ılımlılaştırılmış, yumuşatılmış, çarpıtılmış, teslimiyetin payandası yapılmış bir milliyetçilik değil. Ziya Gökalp'in, Yurdakul'un, Atatürk'ün, Alparslan Türkeş'in çizgisinde Türk Milliyetçiliği...


Sayfa: [ 1 ]