Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/teshaber/public_html/erciyeszaferkurultayi.org/public_html/forum/arsiv.php on line 173
Erciyes Türk Dünyası Kurultayı (Arşiv Ana sayfa) => HAN OTAĞI

Konu: BAŞBUĞ'UN 12 EYLÜL SAVUNMASI (Üçüncü Bölüm)

Sayfa: [ 1 ]

ulkucu_kizz 15.07.2008 02:55:43
BAŞBUĞ'UN 12 EYLÜL SAVUNMASI (Üçüncü Bölüm)

Kitlelerde teşekkül edecek, milliyetçiliğin, millî şuurun, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğinin mücâdelisini yapmış siyâsî kadroların, devlet tarafından bölücülük, faşizm, ırkçılık, şovenizm v.s. gibi ithamlarla yargılanmış olduğu kanaat ve intibaı, hiç bir zaman faaliyetlerinden geri durmayacak olan fesat ocakları, iç ve dış hâin propaganda merkezleri tarafından en geniş bir imkân olarak kullanılacaktır. Hattâ bugünden kullanmaya başlamışlardır bile.




Biz burada bu ithamlarla yargılanırken, hukuka hizmet eden, yargınm bir parçası olan avukatlarımız vazife yaptıkları mahalde, maalesef üniforma taşıyan kimselerce dövülürken; duruşmadan çıkan gençler akşam kaldıkları cezâevi koğuşlarında dayaktan geçirilirken; öğretmenler smıflarında, Atatürk'ün Gençliğe Hitâbesini, Onuncu Yıl Nutkunu bir suçluluk duygusuna kapılmadan nasıl öğretebileceklerdir? Nasıl Türk Milletinin büyüklüğünden, bu millet için "yalnız damarlarındaki asil kandan" kudret alarak en kötü şartlarda bile mücâdele etmek lüzumundan bahsedebileceklerdir? Müfettişler onları, pek çok örneğini gördüğümüz gibi, "Türkeş'çilikten, ülkücülükten, ırkçılıktan, devletin yerine kendini koymaktan", hesâba çekmeyecek midir? Veyâ öğrencileri o vatansever öğretmenlere: "Atatürk'ün nutuklarından alarak bize telkin ettiğiniz bu duygu ve düşünceleri benimseyen birkısım büyüklerimiz ve ağabeylerimiz, hattâ arkadaşlarımız, bu duygu ve heyecanlardaki samîmiyet ve ihlâsları dolayısıyla yargılanıyorlar. Bizi de böyle bir âkıbete mi götürmek istiyorsunuz?" deseler, o öğretmenler ne cevap verebileceklerdir?

Herkes aklını başına toplamalıdır. Millî bir mektep, bir ocak olarak bilinen Türk Ordusunun bağrında, onun şerefli üniforması altında kendilerine milliyetçiler coplattırılan o askerler, bu gençler, yarınki sivil hayatlarında o copları ve yumrukları, devletin temeli olan millî kıymetlerimize indirmekte, şer ve fesat teşekkülerinin gönüllü mensup ve taraftarı olmakta beis görmeyeceklerdir. Hakkındaki iddia ve itham ne olursa olsun, henüz sanık durumunda bulunan, hepsi tahsil terbiye görmüş münevver insanları dövmeye, sövmeye, tahkîre alışmış, alıştırılmış bir genç, merhamet ve mertlik başta gelmek üzere her türlü millî ve insânî kıymetten uzaklaştırılmış demektir. Böyle bir adam yarın anasını babasını da saymaz, bir zaman en yüksek makamlarda bulunmuş elemanlarını, canı istedikçe tahkir edebildiği devlete de itaat etmez. Bugün milliyetçilerin başma ve sırtına inen coplar, suratlarında patlayan yumruklar, yarın bilesiniz ki, devletin temellerine sallanan balyozlar, dinamitler olacaktır! Herkese bu vebâlden kaçınmasını, çekinmesini ve korkmasını ihtar ederim. Bugünün bir de yarını vardır.

Millet olan bitenden haberdârdır, bu bakımdan yaralanmıştır. Millî vicdân incitilmiştir. Buna kimsenin hakkı olmaması gerekirdi.

Bir taraftan ekran ve mikrofonlarda bir askerî müdâhalenin meşruiyet mesnedi olarak bizim teşhis, tesbit ve fikirlerimiz tekrarlanırken, bir taraftan da biz burada "Niçin milliyetçi oldunuz" mantığı içerisinde yargılanıyoruz. Orgeneral Evren: "Biz gelmesek, onlar geleceklerdi!" diyor. Ben de diyorum ki: "Biz olmasaydık, belki de Türk Silâhlı Kuvvetlerinin zarûrî, meşru ve kurtarıcı olabilecek müdâhelesi çok geç kalmış olacaktı ve beyler, sizler bugünkü şartlarda, bu rütbe ve üniformalarla bu bayrak altında bizleri yargılamak imkânını bulamıyacaktınız!"

Vaziyet vahimdi. Bu vahim vaziyete Ordu ihtilâl yapmak suretiyle tepki gösterdi. Ama ihtilâlin ilân edilmiş bir takvimi yoktu, olamazdı. Kimsenin cebinde Ordu nasıl olsa gelecek diye bir garanti belgesi mevcut değildi. Biz vatanseverce, medenî ve kanunî ölçüler içinde komünizme ve bölücülüğe karşı mücâdele ettik. "Hayır mücâdele etmeyecektiniz!" diyen varsa açıkça söylesin. Ama sonra da Türk Milletinin yüzüne nasıl bakacağını düşünsün.

Benim verilemiyecek hesâbım yoktur. Komünizmi, bölücülüğü önlemek için ihtilâl yapan Silâhlı Kuvvetlerimizin bir kısım savcı ve hâkimleri, ülkede antikomünizmin en şuurlu, en mukavim münevver blokunu, marksist kafa ve kalemlerin eseri bir iddianame ile yargılıyorlar. İhtilâl, Atatürk ve Türk milliyetçiliği temasları etrafında kendini takdime çalışırken; üniformalı savcılar heyeti; var olduğu günden itibaren en basit kültür etkinliklerinden siyasi görüntülerine, 2. Meşrutiyette kurulmuş derneklerinden MHP'ye kadar bütünüyle Türk milliyetçiliğini sanıksandalyesine oturtuyorlar. Kenan Evren'in "onlar" dediği komünistler gelip de MHP hakkında bir iddianame tanzim etseler bundan farkı olmazdı. Gene Allah korusun, ihtilal el değiştirse de komünistler Org. Evren ve MGK hakkında bir iddianame tanzim edecek olsalar, teferruatı atarak, mantık ve mantalite olarak bu iddianameyi olduğu gibi kullanabilirler. Dava milliyetçiliği suçlamaktadır. Dolayısiyle bizimle birlikte Atatürk'ü de yargılamaktadır! Bizimle beraber bu iddianame üstü kapalı olarak Atatürk'ü de, MGK'ni de itham etmektedir! Acıdır ama gerçektir: MHP ve ülkücü gençliğin şahsında komünizme karşı Türk milli mukavemeti cezalandırılmak isteniyor! Bu ne gaflettir?


Sayfa: [ 1 ]