|
||
| Sayın Kardeşim Tengiz anlatmış olduğun konuya aynen katılıyorum, Bu davayı Rahmetli Başbuğumuzun emanet ettiği çizğiden çıkarıpta Kapitalist ve Siyonistlerin Düzen partilri ile aynı çizgiye gerirenlere alkış tutmakta bazı gerçekleri görmemektir.Mutlaka davamıza zarar vermek kimsenin hattine değil ama bazı durumlarıda konuşmak lazım Bunun tersini düşünenler bu yıl Erciyese gelselerdi Öksüz kalmış o erciyes karşısında ne düşünürlerdi bilemiyorum. Sonuna kadar ve tüm zorluklara rağmen davamızın arkasındayız ve Allahtan engel olmazsa Erciyeste her ağustosun ilk haftasında erciyeste buluşmak üzere.Allaha emanet olun | ||
|
||
| SEVGİLİ CANLARIM,ÜLKÜDAŞLARIM...SİZLERİ SEVİYORUM SİZ BU ÜLKENİN GELECEĞİ İSTİKBALİ HER ŞEYİSİNİZ.80 ÖNCESİ DAVAMIZ UGURUNA ÇOK ÇİLE ÇEKMİŞ CEZA EVİNE BİLE DÜŞMÜŞ VE BU NİŞANI GURURLA TAŞIYAN BİR ÜLKÜCÜ AĞABEYİNİZ KARDEŞİNİZ OLARAK ŞUNU SÖYLÜYOR VE BİLİYORUM Kİ RAHMETLİ BAŞBUĞUMUZUN KEMİKLERİNİ SIZLATMADAN,BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE ZEVAL GETİRMEDEN HAREKET ETMEMİZ GEREKMEZMİ?SEVGİLİ ERCİYES ZAFER KURULTAYI SİZDEN TEK İSTEĞİM BU TÜR SORULAR DA BEYİNLERDE SORU BIRAKMIYOR MU? GELİN BAŞKA ŞEYLERLE MEŞGUL OLALIM UNUTMAYALIM Kİ M H P DE BAŞBUĞUN EMANETİDİR.BENCE BURADA 2009 ERCİYES KURULTAYINI TARTIŞALIM,TÜRKÜYENİN MESELELERİNİ GELECEĞİNİ TARTIŞALIM.SEVGİ VE SELAMLARLA. RESS (Ömer ÜNAL) | ||
|
||
| SAYIN GÖNÜLDAŞLAR; BİZİM HEPİMİZ AYRI YOLLARIN AYNI YERE AÇILDIĞI BİR GÖRÜŞTE BİRLEŞTİK... KUTLU DAVA, ÜLKÜ, TURAN, TÜRKÇÜLÜK YA DA MİLLİYETÇİLİK, VATANSEVERLİK..... BUNLAR GÖNÜLLERİMİZİ DOLDURAN BİZLERİ BU BİLGİSAYAR ORTAMINDA DAHİ BİR ARAYA GETİREN FİKİRLER.... NE OLURSA OLSUN ÖNCELİKLİ OLARAK BİZ AYNI ORTAMLARDA BULUŞABİLENLER KENDİ ARAMIZDA SEVİYELİ VE ÖĞRETİCİ TARTIŞMALARA GİRECEĞİZ.. KENDİMİZİ GELİŞTİRECEĞİZ. UNUTMAYAN Kİ MEVCUT ÜLKÜCÜ GENÇLİK MALESEF TÜRKİYE'NİN HARCANAN BÜYÜK BİR GÜCÜ... ARTIK ÜLKÜCÜ GENÇLİĞİ ÜRETİCİ KONUMA GEÇİRMELİYİZ... ÜNİVERSİTELERDE 30-40 KİŞİLİK GRUPLAR DEĞİLDE ÖBEK ÖBEK ÇOĞALAN KİTLELER HALİNE GELMELİYİZ... ÖZELLİKLE ASENALARIMIZA ÖZEN VERMELİYİZ... BAYANLARIN OLMADIĞI HİÇBİR FİKİR GELİŞEMEZ... HERKES BACISINI,YARENİNİ,AKRABASINI BU YOLDA BİLİNÇLENDİRMEYİ GÖREV EDİNMELİ... ESKİDEN BU DAVAYA 2 KİŞİ DAHA KATMAK İÇİN ÜLKÜDAŞLAR ARALARINDA PARA TOPLAR KİTAP ALIR VE KIRSAL KÖYLERDEKİ GENÇLERE DAĞOTORMIŞ... HANGİ BİRİMİZ BİRİLERİ BİZİ BULMADAN ONLARA ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUZ... BİZ ZATEN BU DAVADA ÖYLE VEYA BÖYLE VARIZ ARTIK YENİ KARDEŞLERİMİZE ULAŞALIM. ÖNCE VATAN VE İNSAN, İMAN VE DÜNYA, V,CDANİ VE AHLAKİ HER TÜRLÜ GELİŞME ZAMANI.... ALLAH'IM BİZLERİ AYIRMASIN. ALLAH'A EMANET OLUN |
||
|
||
ben kurtaya 13kez geldim ve destek için gene hacılar ovasından erciyese siz ülkücü kardeşlerime ve abilerime destek için geleceğim
|
||
|
||
| Muhterem Ülkü Devleri, Muhteşem Ülkü Neferleri, Onları sevmekten başka bir şeyi öğrenmediğim, öğretmediğim, bilmediğim Ülküdaşlarım; Hepimizin aynı yerimiz ağrıyor! Hepimiz sîneden yaralıyız ve kan kusup kızılcık şerbeti içtik tavrında, Türk Kabadayılığındayız... Yaklaşık beş yıldır; "Ülküdaşlıkla taraftarlık arasındaki farkı fark edemeyenler"e seslenir, gönlümü ayakları altına atar, ezerlese "Ooof!" demeyeceğimi, yüksünmeyeceğimi haykırır dururum! Şahıslarla nefsî mücâdeleleri aştık inşallah! Millet vekili adayı olmadım, olmayacağım da! Genel merkez yönetimlerinde -Başbuğum'un tevdi ettiği görevi şerefle kabullenmişken Hakk'ka yürümesi üzerine nasip değilmiş- bulunamadım ve hiç istemedim, istemem de! Yaşımız altmışa merdiven dayadı. Gençliğimizde; Başbuğ'dan maaş alarak Eğitimcilik yapan ve kendilerini dünyanın merkezi zannedenlere hep; "Gençliğin ve samimi ülkücülerin önünü kapatıyorsunuz! Çekilin yeter artık!" diye sitem ve itirazlar ettik. Şimdi onların hırslarına benzer edâlarda biz bir yerlere ve görevlere tâlip olursak, sizlerin de bize sitem etmeğe ve en ağır hakaretlerle tenkîde hakkınız doğar! Şahsen Türk Milliyetçiliği'nin siyâseten sahipsiz bırakılışına, Ülkü Devleri'nin veto edilerek, ihrâç edilerek, teşkilatlardan dışlanarak önlerinin siyâseten kapatılmasına itirazım devam ediyor ve edecek... Eğer millî olmayan, millî refleks sergileyemeyen ve sadece dindar ağzıyla, ümmetçilik anlamlı millet diyenlere iltifât edilecekse, Türk Milliyetçiliğinden, Turan'dan, Yüz Milyonluk Milliyetçi Türkiye hayâlimizden, Başbuğ'dan, 9 Işık'tan vaz geçilecekse, bu söylediklerimizi uygulamayan ve çok büyük zannedilen partiler varken, niye zaman kaybedelim dersem bana hemen içinizden "Vay hain vaaaay!" dersiniz! Amaaa; Uyum Yasaları'yla, Tahkim Yasaları'yla, Apo'nun asılmasında hükümeti bozmamasıyla, farklılıkların farkındalıkla ve çiçek bahçesi söylemleriyle, toplumsal dayanışmanın siyasal iz düşümü gibi İmralı mahkumuyla aynı dilden konuşmalarla Ülkücü yürekleri incitenlere neden bir şey demezsiniz? Eeeey Ülkücü Gençlik neredesiniz? Öldünüz mü? Öldüyseniz söyleyin size destanlar yazayım! Sağsanız ve sesiniz duyulmuyorsa kimi kime şikâyet edeyim diyerek susayım mı?! Allah öldürmez ve fırsat verirse Erciyes'te, Başbuğumun ve şühedâmızın mânevi huzurlarında, vuslat için; buluşmak-koklaşmak, îman tâzelemek için aranızda olacağım... Bana ne ahmedin mehmedin genel başkanlık yarış veya mücâdelesinden? Türk Miliiyetçiliğinin tek adresi ve tek çatısı tarifli partimizi yeniden Milliyetçi Hareket Partisi edemedikten, başına ülkücü gibi ülkücü bir ülküdaşımızı görevlendiremedikten sonra yaralarımızı nasıl tedâvi eder veya ettiririz? Millete, vatana, Bayrağa, şühedâya bir borcumuz yok mu? Başbuğ'la ve şehitlerimizle ahrette yüz yüze gelebilmeğe yüreğimiz olacak mı? Ben yaralarımızda, ve kan kaybımızın sıkıntısındayım! Davranışımı isteyen istediği gibi yorumlayabilir. Bilinmeli ki, çocuklarımızı, Genç Ülkücülerimizi Ülkü Devleri'nin üzerine saldırttıran ama PeKaKa'lılar karşısında oda hapsine tabi tutan erksiz erkle mücadeleden de vaz geçemem! "TÜRK'ÜN HER ŞEYİ GÜZELDİR VE HER ŞEYDEN GÜZELDİR." Selâm, sevgi, dua... Mustafa ASLAN |
||
|
||
| DAMAVIMIZI SAVUNAN BİRKAC GAZETELERDEN BİRİSİDE YENİCAĞ GAZETESİDİR. YENİCAĞ GAZETESNİN DEĞERLİ USTA KALEMİ MUSTAFA ABİMİZİ BURADA GÖRMEKTEN ONUR VE ŞEREF DUYARIZ.BİZİ HER ALANDA KORUYAN USTA KALEMİMİZE TEŞEKKÜR EDERİZ | ||
|
||
| mesafe çok katılamıyorum k bakmayın mhp li değilim ama konu milliyetçiliğe gelince dibine kadar milliyetçiyim hatta benim milliyetciliğim faşizme kadar tırmanır ama liderleriniz önce kendine çeki düzen vermeli ona dil uzatıp buna laf sokarak hiç bir yere gelemezler devlet bahçeli artık misyonunu tamamladı ve biriktirdiklerinden yiyor tadında bırakması lazım nitekim verdiği yanlış kararlar herkes tarafından biliniyor(şimdi idamı isteyen kişi apo şerefsizi yakalandığında onun idam edilmemesi için imza attı gibi)bence en kısa zamanda turanı kurabilecek yeni bir lider seçmeye bakın kafası çalışan zeki birisi olsun belki konuyla alakası yok ama durumu göz önüne alın senelerdir yapılan bu organizasyonun size hiç bir faydası yok aynı tas aynı hamam zihniyetin değişmesi lazım iktidarı nasıl egale ederim değil Turan ı nasıl kurarım düşüncesi ülkünüze beyninize aklınıza fikrinize hakim olmalıdır saygılar... | ||
|
||
mesafe çok katılamıyorum k bakmayın mhp li değilim ama konu milliyetçiliğe gelince dibine kadar milliyetçiyim hatta benim milliyetciliğim faşizme kadar tırmanır ama liderleriniz önce kendine çeki düzen vermeli ona dil uzatıp buna laf sokarak hiç bir yere gelemezler devlet bahçeli artık misyonunu tamamladı ve biriktirdiklerinden yiyor tadında bırakması lazım nitekim verdiği yanlış kararlar herkes tarafından biliniyor(şimdi idamı isteyen kişi apo şerefsizi yakalandığında onun idam edilmemesi için imza attı gibi)bence en kısa zamanda turanı kurabilecek yeni bir lider seçmeye bakın kafası çalışan zeki birisi olsun belki konuyla alakası yok ama durumu göz önüne alın senelerdir yapılan bu organizasyonun size hiç bir faydası yok aynı tas aynı hamam zihniyetin değişmesi lazım iktidarı nasıl egale ederim değil Turan ı nasıl kurarım düşüncesi ülkünüze beyninize aklınıza fikrinize hakim olmalıdır saygılar... Ülkücü Hareket mensuplarının faşizmle, komunizmle, emperyalizmle işi yoktur. Ülkücüler, Milliyetçiliklerini ve vatanseverliklerini "dibi", "kökü" vs. gibi ölçülerle sınırlamaz. Ben CHP li değilim. CHP ile ilgili doğru bir kaç tespitim olabilir ama CHP lilere ve sempatizanlarına asla "Bu Deniz BAYKAL'ı değiştirin yoksa sol Türkiye'de bitecek!" gibi tavsyelerde bulunmam. Bu onların iç meselesidir beni ilgilendirmez...! Kurultayın amacı iktidar-muhalefet meselesi değildir. Hal böyle olunca orada "iktidarın nasıl egale edileceği" herhalde değerlendirilmez. Milli hislere sahip olduğunuzu düşünüyorum. Fakat bu milli hisleri milli olmayan kavramlarla ifade etmeye çalışıyorsunuz. Siz bırakın şimdi MHP nin iç problemlerini kendi iç problemlerinizi halledin. "KAVGAM"la milliyetçi olunmaz! Eğer bir TURAN beklentiniz, idealiniz varsa önce bu hareketin fikir adamlarının, yazarlarının eserlerini okuyun. Eminim kısa sürede bir düşünce disiplinine kavuşursunuz. Eğer bu yazarları tanımıyorsanız size bir liste hazırlayayım. Saygılar... |
||
|
||
Ülkücü Hareket mensuplarının faşizmle, komunizmle, emperyalizmle işi yoktur. Ülkücüler, Milliyetçiliklerini ve vatanseverliklerini "dibi", "kökü" vs. gibi ölçülerle sınırlamaz. Ben CHP li değilim. CHP ile ilgili doğru bir kaç tespitim olabilir ama CHP lilere ve sempatizanlarına asla "Bu Deniz BAYKAL'ı değiştirin yoksa sol Türkiye'de bitecek!" gibi tavsyelerde bulunmam. Bu onların iç meselesidir beni ilgilendirmez...! Kurultayın amacı iktidar-muhalefet meselesi değildir. Hal böyle olunca orada "iktidarın nasıl egale edileceği" herhalde değerlendirilmez. Milli hislere sahip olduğunuzu düşünüyorum. Fakat bu milli hisleri milli olmayan kavramlarla ifade etmeye çalışıyorsunuz. Siz bırakın şimdi MHP nin iç problemlerini kendi iç problemlerinizi halledin. "KAVGAM"la milliyetçi olunmaz! Eğer bir TURAN beklentiniz, idealiniz varsa önce bu hareketin fikir adamlarının, yazarlarının eserlerini okuyun. Eminim kısa sürede bir düşünce disiplinine kavuşursunuz. Eğer bu yazarları tanımıyorsanız size bir liste hazırlayayım. Saygılar... hayatımda dinim dışında hiç bir şeyi sorgulamadan ona bağlanmam birincisi chp li değilimiş ikincisi milliyetçiliği ölçülendiren çok güzel kavramlar var ki emin ol o kavramlar milliyetçiliğin kökünü başını oluşturuyor dediğim gibi devlet bahçelinin zamanı doldu onun artık inzivaya çekilmesi gerekli ben kurultayda konusulanlar iktidarın nasıl düşürüleceği konusudur demedim yazdıklarımı birkere daha okursan anlarsın sadece kurultayda güzel bi gövde gösterisi şunlar olacak bunlar değişecek böyle yürüyeceğiz yolumuzda bizi kimse çeviremez gibi laflardan sonra ertesi gün 360 derece dönmüş insanlar görülüyor çok şükür ki iç problemim bulunmamakta ayrıca eminimki Turanın kuruluşu için boş makam kavgaları asla yeterli olmayacaktır |
||
|
||
| SELAMÜNALEYKÜM. sevğili ğönüldaşlarım birbirinizi kımamaya özen gösterin eğerki karşındakinin eksiği varsa sen tamamla. ÜLKÜCÜLER öz kardeştir bunu sakın unutmayın. ÜLKÜCÜY seniz bırbırınıze destek olarak mutlu TURANA erişmek dileğiyle.. ALLAH'IM ÜLKÜCÜLERİ KORUSUN ve YÜCELTSİN ATO |
||
|
||
| ''Ülkücü ülkücünün öz kardeşidir'' öncelikle ''yol arkadaşı değil ülküdaşlık zemininde buluşan gönüllere selam olsun.Erciyes zafer kurultayını muhalefet hareketi haline getirilmesine karşıyım gibi bir açıklama doğru değil.Kimse erciyese devlet bahçeliye muhalefet etmek için gelmiyor.Erciyese gelecek olan ülküdaşlarımız Başbuğumuzun bir emanetine sahip çıkmak ve milyonlarca Türk'ü birleştirmek gibi bir misyonla ''TÜRK_TOYUNA'' katılmak için orada olacaklar.Elbette erciyesi iptal edenler masum değildir.Eleştireceğiz.hesap soracağız.Ama bölünmeyceğiz dağılmayacağız kimseyi dışlamayacağız... ÖZ ELEŞTİRİMİZİ YAPACAĞIZ... yeniden türk milliyetçiliği (y-tm) olarak orada olacak ülküdaşlarımızla kucaklaşacağız.! |
||
|
||
UMUTLARIN TÜKENDİĞİ YERDE YÜCE TÜRKÜN KUDRETİ BAŞLAR Tengiz Beye: şimdi de YENİDEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ adı altında genel merkez yöneticilerine muhalefet edenler mevcut. TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ HİÇ BİR ZAMAN ESKİMEZ ÇİÇİ KAĞAN ZAMANINDA NEYSE BU GÜNDE AYNI HASSASİYETLERE SAHİPTİR. Dolayısıyla kimsenin kendine yeniden milliyetçilik konulu görev bulmasına gerek yoktur. Saygılarımla.... Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin. Her Zaman Her Yerde Türk Milliyetçiliği. Değerli gönüldaşım...Ülkücü hareketin bayrak isimlerinden günümüzün dede korkut'u OZAN ARİF abimizin güzel bir lafı vardır sözüme ozanımızın bir güzel deyişi ile başlamak istiyorum''ÜLKÜCÜ OLSUNDA ÇAMURDAN OLSUN'' Bizler ülküdaşlık şuuruna vakıf,ülkücü kardeşliğin ne anlama geldiğini bilen gönül erleriyiz.Yine ozanımızın deyimi ile bizler arının çiçeklerde bal toplaması gibi,bizlerde gönüllere konuyor,gönüller yapıyoruz.Bu anlamda bizide yaşımız 45,12 eylülleri yaşayan bir kardeşiniz olarak mhp'de ülkü ocaklarında çeşitli görevlerde bulunduk. Şimdi gelelim bizim asıl sorunumuza malesef ülkücülerin en büyük eksikliği okumayı sevmiyoruz.Bu hepimiz için geçerlidir.Biz davamıza kim hizlet ediyorsa,doğruyu söyleyenlerle birlikteyiz.Ülkücülüğün en önemli vasıflarından birisi ''şahsiyetçilik''ilkesidir.Şahsiyetimizden ALLAH'A şükür hiç bir zaman taviz vermedik.Ocak terbiyesi ile yetişmiş davamızı özümsemiş bir kardeşiniz olarak ''Türk milliyetçiliğinin''NE ANLAMA GELDİĞİNİ biliyoruz.kısaca sizin bilgi sahibi olmadan fikir yürütme çabalarınıza karşılık ''yeniden türk milliyetçiliği''fikrinin ne anlama geldiğine değineceğim. ''Yaşanan tecrübenin ışığında, Türk milliyetçileri artık bir gerçeği kendilerine itiraf etmek zorundadırlar. Türk milliyetçiliği, siyasal, ideolojik, düşünsel, ahlâkî ve kültürel bir bunalımdan geçmektedir. Bugün itibariyle Türk milliyetçiliği, yaşamın birçok alanına ve 21. yüzyılın birçok gerçeğine cevap veremez, çözüm üretemez durumdadır. Oysa, hırpalanan, örselenen, saldırılan, dönüştürülerek sona erdirilmek istenen aziz Cumhuriyet'imizi yenileyerek, güçlendirerek geleceğin içlerine taşıyacak tek ideoloji, Cumhuriyet'i kuran ideoloji olan Türk milliyetçiliğidir. Türk milliyetçiliğini ideolojik bir diriliş ve yenilenme süreci içine sokması gerekenler, Türk milliyetçileridir. Türk milliyetçileri ya bu tarihsel sorumlulukları ile yüzleşerek tarih içinde kendilerine düşen görevlerini yerine getirecekler ya da bu görevi yapmak için başka nesillerin gelmesi beklenecektir. Ancak, Cumhuriyet'imizin kendisini savunmak için gelecek nesilleri bekleyecek zamanı yoktur Türkiye’nin Irak-Kıbrıs-AB-IMF sürecinde içine itildiği stratejik kıskaç, ülkemizin Cumhuriyetin kurucu ideolojisi olan Türk milliyetçiliğinin iktidarına, Mustafa Kemal Atatürk devrinin fikri ve ruhi yapısına ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gösteriyor. Ancak, Türk milliyetçiliğinin bugün içinde bulunduğu fikri-ruhi bunalım süreci milliyetçiliği, Türk aydınlarının ve Türk halkının büyük bir kısmı için ne yazık ki bir umut olmaktan çıkarmıştır. Uzunca bir süreden bu yana Türk milliyetçiliğine musallat olan fikri ve ruhi bir pasifizm/ılımlılık, Türk milliyetçiliğinin gündemini belirliyor. Kısaca adalet, korkaklık, ürkeklik gibi ruhi bir tavrın ve Türk milliyetçiliğini gerçek zemini üzerine yerleştirememenin sonucu olan bu tutum Türk milliyetçiliğinin sahip olduğu politik dinamizmin ortaya çıkmasını engellediği gibi Türk milliyetçiliğinin ideolojik gelişimini de engelliyor. Bu fikri ve ruhi tutum Türk toplumunun en dinamik, en zinde ve en mücadeleci unsurları olan Türk milliyetçilerinin adeta ruhunu çalmakta, içlerini boşaltmaktadır. Türk milliyetçilerini eylemden kopartmaktadır. Söz konusu pasifizm/ılımlılık hastalığının kökeninde Türk milliyetçiliğini “evcilleştirmek” “sistem ile uyumlu hale getirmek” sistemin uslu ve beğenilen küçük çocuğu yapmak kaygısı vardır. Pasifist/ılımlılık hastalığının kökeninde bir yandan Türk milliyetçiliği ile sağlam bir ideolojik ilişki kurulamaması öte yanda ise “derin devletin” darbesini yemekten, ikinci bir 28 Şubat yaşarak, “Erbakanlaşmaktan” duyulan ve kemiklere kadar işlemiş bir korku vardır. Korku ile iktidara talip olunmaz, korkarak da iktidar olunmaz. Oysa, Türk milliyetçiliğinin gerek ideolojik gerek politik olarak içine sokulmak istediği pasifizm/ılımlılık, tarihsel olarak ve ideolojik olarak da olduğu gibi günün politik şartları açısından da Türk milliyetçiliğine aykırıdır. Türk milliyetçiliği ortaya radikal bir siyasal eylem programı ve uygulaması olarak çıkmıştır. Türk milliyetçiliğinin en radikal eylemi, Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyetini ortaya çıkaran Türk Devrimidir. Türk milliyetçiliğinin ikinci radikal eylemi ise Kurtuluş Savaşımızın kutsal sonucu olan Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlık ve varlığını koruma mücadelesi olan Ülkücü hareket olmuştur. Ancak, Türk milliyetçiliği, radikalizm adına radikalizm hastalığına tutulmuş politik bir süreç değildir. Bir doktorun hastasına verdiği tedaviyi hastalığın türü ve ağırlığı belirler. Eğer hastanın tutulduğu illet aspirin tedavisi ile geçecek ise doktorun radikal bir müdahale olan ameliyatı gerçekleştirmesi söz konusu olmaz. Ancak, hasta ağır bir hastalığın pençesinde ise doktor radikal tedavi şekilleri olan ameliyat, kemoterapi gibi tedavi biçimlerine yönelir. Doktorun aspirin tedavisi uygulaması, onu ılımlı yapmadığı gibi ameliyat ile hastalığı gidermeye çalışması onu radikal yapmayacaktır. Türk milliyetçileri de radikal olmak adına radikal düşünce ve eylemler geliştirmemişlerdir. Türk milliyetçilerinin tedavi etmeye talip oldukları hasta, Türkiye ağır hasta olduğu için çok ağır sorunlarla karşı karşıya olduğu için Türk milliyetçileri Cumhuriyetin kuruluşundan Gümrük Bakanlığında rahmetli Gün Sazak’a kadar uzanan süreçte, gerekli olan radikal politikaları geliştirmişler ve başarı ile uygulamışlardır. Öte yandan pasifizm/ılımlık hastalığının Türk milliyetçiliğinin gündemine bir doğma olarak hakim olmasından sonra, milliyetçiler ülkemizin ve milletimizin çok ağır sorunlarla karşı karşıya olmasına rağmen ortaya bu hastalıkların üstesinden gelecek radikal çözümler önermekten, geliştirmekten adeta korkmuşlardır. Türk milliyetçiliği silikleşmiş, doğrularını yitirmiş, Avrupa Birlikçi bir Batıcılığa kaymıştır. Türk milliyetçiliği siyasal bir program olmaktan çıkmış/çıkarılmış ve Türkiye-Brezilya futbol maçında bayrak sallama şeklindeki bir amigoluğa indirgenmiştir. Türk milliyetçiliğinin ideolojik dirilişi ve yenilenmesinin önündeki mevcut ve hareketin ruhuna sinen “ılımlılık hastalığı” kaldırılmadan ideolojik dirilişin gerçekleşmesi çok zordur. Çünkü, bu ruh hali, Türk milliyetçiliğinin, Türklüğün ve Türkiye’nin 21. yüzyılın başında karşı karşıya olduğu ağır sorunlara radikal ve gerçekçi çözümler üretmesini engellemektedir. Bu ruh halinin tasfiyesi, Türk milliyetçilerinin ortak görevidir. Her Türk milliyetçisi Türk milliyetçiliğinin her şeyden önce bürokratik kalıplar içersine sıkıştırılamayacak bir hareket olduğunun bilinci ile Türk milliyetçiliğini sahip olduğu tarihe, sahip olduğu politik geleneğe, bu politik gelenek içinde yetişen fikri önderlere sahip çıkması ile gerçekleşecektir. Bu ruh halinin ve politik duruşun tasfiyesi, Türk milliyetçilerinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türklüğün menfaatlerine karşı gerçekleşen her politik, ekonomik, kültürel eyleme karşı duruş sürecini bir birey olarak başlatması ve başlatmayanlardan hesap sorması ile gerçekleşecektir. Türk milliyetçileri artık Türkiye için radikal çözümler üretmek zorundadırlar. Kaybedecek vakit yoktur saygılarımla Bu yazıyı buraya alıntılamamın sebebi,konu başlaığı altında biz YTM sistesini insafszıca ve kendi anlayışınca eleştirmiş olan kşinin yeniden Türk Milliyetçiliği,daima Türk Milliyetçiliği,Sonuna kadar Türk Milliyetçiliği diyerek başattığımız mücadelemize getirdiği eleştiridir.Bu durum karşısında NE MİLLİYETÇİLİĞİ VE NASIL BİR MİLLİYETÇİLİK sorusu akla gelmektedir.Üstte alıntıladığım makalede bu anlamda biz YTM'lilerin anlayışına ışık tutuğu gibi,diğer taraftan tüm Türk Milliyetçilerine ışık tutuğuna ve tuacağına inanıyorum.. Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin NE MİLLİYETÇİLİĞİ VE NASIL BİR MİLLİYETÇİLİK Son günlerde 'milliyetçilik kimsenin tekelinde değildir', 'bizden başka insanlarda milliyetçi olabilir' gibi içeriksiz bir tartışma Türk milliyetçileri arasında başladı. İçeriksiz diyorum çünkü sanki Türk milliyetçileri Türk milliyetçiliğinin tekelini kurmuşlar, sanki 'bizden başkası milliyetçi değildir', 'bu ülkeyi sadece biz severiz ve bizden başkası sevemez' demişler gibi şimdi bizden başkaları da milliyetçi olabilir diye bir tartışma yaratılmak istenmektedir. Tabii ki Türk milliyetçiliği hiçbir zaman Türk milliyetçilerinin üzerinde tekel kurduğunu ileri sürdükleri bir duygu ve his olmamıştır. Eğer öyle olsa idi, Türk milliyetçiliğinin seçimlerde aldığı oy oranlarına bakılır ise Türk devletinin ayakta kalmaması gerekmektedir Hayır, bu ülkede Türk milliyetçilerinden başka da bu ülkeyi çok seven ve bu ülke için ölmeye hazır değişik siyasal görüşlere mensup insanlar vardır. Peki, Türk milliyetçileri ile Türk milletini Türk milliyetçileri kadar seven Türkler arasında fark var mıdır ve var ise nedir? Evet, Türk milliyetçileri ile Türk milletini seven Türkler arasında fark vardır. Bu fark ise Türk milliyetçilerinin Türk milletine karşı duydukları büyük sevgiyi bir duygu ve inanç alanı olmanın ötesine taşıyarak, siyasal düşünce ve eylemlerinin temel ekseni yapmalarıdır. Bu çerçevede Türk milliyetçilerinin benimsemiş olduğu milliyetçiliğe siyasal Türk milliyetçiliği diyerek diğerlerinden ayırmakta fayda vardır. Diğeri ise duygu alanı ile sınırlı kalan bu ülkeye bağlılıktır ama bu bağlılığın herhangi sağlıklı bir siyasal bilinç ve programa sahip olduğu söylenemez. Siyasal Türk milliyetçiliği, Türk milletine, Türk kültürüne, Türk Devletine, Türk tarihine sevgi ve bağlılıkla hizmet etme, Türk devletini güçlü, Türk toplumunu zengin ve demokratik bir toplum durumuna ulaştırma kararlılığıdır. Türk milliyetçiliği, kapsayıcı, soyu ırk ve etnisite değil, kültür ve tarih ekseninde yorumlayan, Türk milleti için ileri bir hayat tarzı kurmayı hedefleyen, demokratik, üreticiliği ön plana çıkaran, barışçı ve antiemperyalist bir düşünce ve duruştur. Özetle, siyasal Türk milliyetçiliği bir programdır. Bu program üzerinde Türk milliyetçilerinin tekeli vardır. Bu programa inanarak, Türk milletine duyduğu sevgi ve inancı duygu platformundan politik program platformuna taşımak isteyen herkese siyasal Türk milliyetçiliği alanı açıktır, bu alana dâhil olabilir. Ancak, siyasal program olarak Türk milliyetçiliği ile duygu ve inanç olarak Türk milliyetçiliği farklı şeylerdir. Ayrıca, milleti sevme üzerinde Türk milliyetçileri hiç bir zaman tekel sahibi olduklarını ileri sürmemişlerdir. Bundan dolayı yanlış kavramlarla yanlış bir tartışma içine girmenin kimseye faydası olamaz. Siyasal Türk milliyetçiliği veya siyasal bir program olarak Türk milliyetçiliği modern tarihte en somut olarak yazılı belge şeklinde kendisini Orhun Abideleri'nde ortaya koyar. Orhun Abideleri'ndeki yaklaşım 19. yüzyılda beliren modern ideolojik çerçeve içine oturmasa dahi siyasal-kültürel bir milliyetçilik olarak nitelendirilmeyi hak etmektedir. Türk tarihinin daha sonraki asırlarında da Orhun Abideleri'ndeki yaklaşıma benzer yaklaşımları Türk devlet adamları ve aydınlarında tespit etmemiz mümkündür. Ancak, ideolojinin bugünkü anlamı ile siyasal Türk milliyetçiliği 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. 20 yüzyılın başında Mustafa Kemal Atatürk ile yaşama taşınmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olmuştur. 20. yüzyılın ikinci yarısında ise Alpaslan Türkeş'in önderliğinde Atatürk'ün kurduğu devlete yapılan saldırılar ve altını oymalara karşı, milli devleti radikal reformlarla yeniden inşa etme iddiası ile ortaya çıkmıştır. Esasen siyasal Türk milliyetçiliğinin hedefi komünizm ile mücadele değil, devletin yeniden inşası ve toplumun ileri bir sanayi toplumu olarak Türkiye'nin o gün ki kısıtlı imkânları ile yeniden örgütlenmesidir. Siyasal Türk milliyetçiliğinin 20. yüzyıldaki iki liderinin de ihtilalin içinden gelmesi ve her ikisinin de asker olması tesadüf değildir. Bir asker için en tahammül edilmez şey ordusunun ve milletinin varlığının kendi öz gücüne değil, dış dengelere bağlı olmasıdır. Bilinçli bir subay bu durumu herkesten çabuk algılama durumundadır. Siyasal Türk milliyetçiliğinin Alpaslan Türkeş'in önderliğinde1960'larda yaptığı atılımın aslında köklü/radikal bir değişim ve dönüşüm hareketi olduğu, Türkiye'yi bir tarım toplumundan hızla sanayi toplumuna dönüştürmeyi hedeflediği görülmektedir. Bunun için ortaya konulan 'Tarım-kentleri' projesinin bile ayrıntılı olarak incelenmesi yetecektir. Bu projenin özü, kıt kaynaklara sahip fakir bir ülkenin hızla sanayileşme çabasıdır. Bu anlamda siyasal Türk milliyetçiliği Türkiye'nin kalkınma ve sanayileşme ideolojisi olmuştur hem 1920ler de ve 30'lar hem de 1960'larında ve 70'lerde. Siyasal bir programın en önemli özelliği menfaat tanımlamalar yapması, öncelikler belirlemesi, tehdit algılamaları geliştirmesidir. Siyasal Türk milliyetçiliği de bir program olarak Türkiye ve Türk dünyası için menfaat tanımlamaları yapmıştır ve yapacaktır. Oysa bir duygu olarak milliyetçiliğin somut menfaat tanımlaması yoktur. Sadece tepki olarak ortaya çıkar. Siyasal Türk milliyetçiliğinin politik öncelikleri ve tehdit algılamaları vardır. Siyasal Türk milliyetçiliği programına inanan bir Türk milliyetçisi Türkiye ve Türk dünyası için nelerin tehdit teşkil ettiğine dair toplumun geri kalan kısımlarına oranla çok büyük bir kesinlik duygusu vardır. Toplumun geri kalan kısımları bir tehdidin veya fırsatın doğup doğmadığının farkına varmadan Türk milliyetçisi sahip olduğu ideolojik altyapının sunduğu ölçütlerle tehdit ve fırsatları belirleyerek, onlara karşı tavır alır. Bundan dolayı siyasal Türk milliyetçisi Türk milletinin menfaatlerini tehdit eden veya fırsatlar sunan gelişmeler karşısında daha toplum hatta devlet gelişmeleri algılayamadan konuyu gündemine alarak tepki vermeye başlar. Bu anlamda siyasal Türk milliyetçileri Türk milletinin en zinde unsurlarını oluştururlar. Samsunfdan ayrılan Mustafa Kemal Atatürk Havza yakınlarında bir köylü ile karşılaşınca aralarında şu konuşma siyasal milliyetçilik ile duygu olarak milliyetçilik arasındaki farkı gösteren bir örnektir. Atatürk köylüye Yunan ordusunun İzmir'e çıktığını bu konuda ne yapmayı düşündüğünü sorunca sürekli savaşan bir neslin yorgun ve bıkkın çocuğu olan köylü, Yunan ordusu tarlasının ucuna gelmeden bir şey yapmayacağı cevabını vermiştir. Bu köylü asla hain değildir. Muhtemel birçok cephede savaşmış, babasını ve oğlunu savaşlarda yitirmiştir. Ancak, milliyetçiliği duygusal bir çerçevede olduğu için direnç gücü kırılmıştır. Bu anlamda siyasal Türk milliyetçiliği Türkiye için büyük bir direnç gücünü de ifade eder. Toplumun diğer kesimlerinin daha uyanmadığı noktada milli direnişi temsil eden Türk milliyetçileri toplumun diğer kesimleri yorularak geri adım attıklarında da direnişe devam eder. Ancak siyasal Türk milliyetçiliğine güç veren siyasal programının sağlamlığı ve ideolojik tutarlılığıdır. Bugün bu siyasal program sağlamlığı ve ideolojik tutarlılık, diğer bir ifade ile ülkü kesinliği mevcut değildir. Ülkü kesinliğinden kastim şudur. 1960'lı ve 70'li yıllarda bir Ülkücü dünyanın neresine gider ise gitsin kendisine hiçbir talimat verilmese bile ne yapacağını bilir ve onun için çalışmaya başlardı. Bir anlamda ülkücü talimat almamasına rağmen nasıl olsa bu şehri fetih ettiğimizde bu kiliseyi camii yapacağız diyerek Ayasofya Kilisesine minare temeli atıp gizleyen Osmanlı ustaları gibi dünyanın her yerinde minarenin temelini nasıl atacağını bilirdi. Oysa şimdi aynı ülkücünün değil dünyanın her hangi bir yerinde Ankara'nın ortasında ne yapacağını bilmediği görülmektedir. Bunun nedeni Türk milliyetçisinin kendisi değil, yukarıda dikkat çektiğimiz ideolojik politik eksen eksikliğidir. Diğer bir ifade ile siyasal Türk milliyetçiliğinin içi boşalmakta ve siyasal milliyetçilikte projesiz, hedefsiz, programsız bir duygusal milliyetçiliğe kaymaktadır. Bu çerçeveden bakınca ideolojik berraklıklarını yitirmiş bazı arkadaşlarımız, Türk milliyetçiliği bizim tekelimizde değil diyerek ortaya çıkmakta ve bence Türk milliyetçiliğinin içinin boşalmasının ne kadar büyük bir tehdit ortaya çıkardığına dikkat çekerek önemli bir hizmet gerçekleştirmektedirler. Siyasal Türk milliyetçiliği siyasal ideoloji ve program özünü yitirmektedir. Bu noktada 21. yüzyılda siyasal Türk milliyetçiliğinin nasıl bir çerçeveye oturması gerektiği üzerinde Türk milliyetçilerinin tartışma zemini yoğunlaştırması gerektiği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Türk milliyetçiliğinin 21. yüzyılın küreselleşme çerçevesinde dayattığı bütün meydan okumalara ve sorunlara verecek cevapları üzerinde çalışmayan bir Türk milliyetçiliğinin siyasal bir program olarak şansı yoktur. 2003 senesi içinde 21. yüzyılın başında Türkiye'nin devlet yapısı değiştirilerek çökertilirken dahi Türk milliyetçilerinin hâlâ tartışma zemin bireylerden kurtaramadıkları, ideoloji ve program tartışması zeminine çekemedikleri görülmektedir. Tartışma zemini Ahmetçiler, Mehmetçiler olarak devam ettiği sürece, siyasal Türk milliyetçiliğinin Türk milletine sunabileceği hiçbir şey yoktur. İdeolojinin ve projelerin olmadığı ortamda tartışma zemini iğrenç bir Bizanslılaşma içine girmekte, ahlakın bütün ilkeleri dedikodunun bataklığına batarak yok olmaktadır. Bir an için Ahmet veya Mehmetçiler tartışmasından Ahmet'in veya Mehmet'in galip çıktığını düşünelim. 1965'den bu yana ortaya çıkan bütün birikimi bırakın bir araya getirmeyi kaçınılmaz olarak yeni tasfiyeler gerçekleştirecek olan kişiler etrafındaki odaklaşma neyi çözecek? Yeniden hizipçi, ortada Türkiye'yi yeniden yapılandıracak bir program olmadan siyasal Türk milliyetçiliğinin neyi köklü bir şekilde değiştirme şansı olacaktır? Eğer şu ana kadar ülkücü harekete açıklanmayan bir siyasal programa sahip olanlar var ise neden programlar ortaya konulmakta ve tartışılmamaktadır? Artık siyasal Türk milliyetçileri 12 Eylüllere odaklanmadan ve ideolojisizliği ve programsızlığı aşarak ideoloji, program ve projeler etrafında tartışmaya başlamalıdır. Tabanda başlayacak bu tartışma tavanı baskı altına alarak kişiselleştirmelerle Türk milliyetçiliği yapılamayacağını, milliyetçilerin artık bundan bıktığını ortaya koymalıdır. Prof.Dr.Ümit Özdağ YTM http://www.y-tm.com/index.php?option=com_content&task=view&id=873&Itemid=192 |
||
|
||
14 KERE GELDİM YİNE GELECEĞİM. Hemde tek başıma değilim şu anda 35 kişiyiz ankaradan hareket edecek Gazililer. Sayı o güne kadar inanıyorumki katlanarak büyüyecek. AMA BU KURULTAYI MHP YÖNETİMİNE MUHALEFET YERİNE ÇEVİRRİP SIRTIMIZDAN KİMSEYİ NEMALANDIRMAYALIM diye düşünüyorum. Kurultayımızı her zaman olduğu gibi ÜLKÜCÜLERİN gövde gösterisi, hasret giderme günü, şarj olma ve istişare etme, ergenekondan yeniden çıkış toplantısı olarak kutlayalım NOT: benimle gelecek arkadaşların çoğu hali hazırda ocak yöneticisi arkadaşlar. Arkadaş ben genel merke muhalifiyim.ve bu yönetimin izlediği siyaseti tasvip etmiyorum.Muhalefet olmak demek ne oluyor senin gözünde.Biz yunan'lımıyız yoksa pkk'lımıyız.45 yaşındayım.Ülkü ocak.bşk dahil 30 senedir MHP'nin her kademesinde bulunduk.MHP bizim ilk ve son kapımızdır.Birisi çıkmış davamızı yok etmeye çalışıyor bizler ona sahip çıkıyor yaşatmak için gece gündüz uğraş veriyoruz.Senin şimdi açıklamalarına bakın... Sizin gibilerin sözlerine uysak bizde aynen chp gibi oluruz...bak arkadaş biz ülküdaşız...siz ülküdaşlığın ne olduğunu biliyormusunuz? devlet bahçelinin açıkladığı gibi ''yol arkadaşı değiliz'' ÜLKÜDAŞIZ... Ülkücü,Ülkücüye kin garez beslermi.Sizler bu tengiz'in dünya ahiret gardaşı'sınız.Elbette Erciyeste bulaşacağız...KUCAKLAŞACAĞIZ... Kimse ile bir hesabımız yok.bizim kinimiz ''VATAN,MİLLET,BAYRAK,DİN ''düşmanları iledir... Ülkücüler mhp'^den uzaklaştırıldılar...Erciyes zafer kurultayı o bakımdan çok önemli...Orada Erciyes zafer kurultayını kutlamadan ziyade... DARGINLIKLAR KIRGINLAR KÜSKÜNLÜKLER HASETLER SON BULACAK... Erciyes ''VUSLAT GÜNÜ''olacak... Ülkücülerin kardeşliği yeniden tesis olunacak,yeniden kucaklaşacağız.bizi birbirimizden ayırmaya çalışanlar, ERCİYESTE GEREKLİ DERSİ ALACAKLAR... NEFRET HASET SON BULSUN, HAREKET SEVGİ İLE DOLSUN, SARSILMAZ İMANI İLE TANRI ÜLKÜCÜ HAREKETİ KORUSUN amin yeniden türk milliyetçiliği olarak 3 mayısta erciyeste olacağız T.T.K Eline ağzına yüreğine sağlık yıllardır diğer Ülküdaşlarımıza anlatamadıklarımızı ne de güzel özetlemiş ve bizim gibi hesap ve menfaat peşinde olmadığı halde Hareketin Haini ilan edilmiş arkadaşlarımızın ruh halini anlatmışsın ne acıdır ki dün Hareketin Delisi diye adlandırılan kim varsa bugün HAİN yaftasını acımasızca yemiştir.Oysa bizim ne dava arkadaşlarımızla nede davamızla ilgili herhangi bir sorunumuz yoktur.bizim sorunumuz yıllardır ocaklarımızın dergi satmak teberru toplamak ve konser düzenlemek dışında neden bir dershane bir yurt teşekkül edemediği ve buna benzer daha bir sürü konuda ocaklarımızın pasifize edildiği gibi gayet ilmi konularda ki ilgisizliği münasebetiyle MHP Genel Merkezi Teşkilatlardan Sorumlu Sayın Genel Başkan Yardımcılarımızın duyarsızlığı ve ilgisizliği gibi hassas konulardaki fikirsel farklı bakış açılarıdır. Kurultaya gelince elbette iştirak edecek ve ÜLKÜCÜLERİN bölünmediği gerçeğini göstermek adına oradaki hazirunda yerimizi alacak ve diğer gerekli durumlarda üzerimize düşen görevi mutlak yerine getireceğiz.Saygı sevgi ve muhabbet ile ... |
||
|
||
| selamünAleyküm: syn murat kardeşim okudugun sayfa geçen yılın sayfası tekrar eski konularla uğraşmayalım? yeni konuları tartışalım önce VATANIM sonra PARTİM sonra KENDİMİZ Bu günlerde bütün dikkatimizi bu konuya çevirelim... ALLAH'IM ÜLKÜCÜLERİN YERDIMCISI OLSUN... |
||
|
||
| kkurultay başbuğdan bize emanet bir birleşme yeridir karşı çıkanlara inat bitrdiğini sananlara inat emanete sahip çıkacağız her nekadar fırça yesekde yılmadan kurultayı devam ettirmeye söz verdik kurultay bitiirilemez | ||